Ebru AKELOĞLU
Erkol ,kadınlarımıza yönelik Türkiye’de yaşanan sıkıntıları ve neler yapılması gerektiğini değerlendirdi.
-Kendinizden bahseder misiniz?
İstanbul doğumluyum. Babam subaydı. Bu nedenle Türkiye’nin bir çok yerini görme şansına eriştim. Annem Antalya Anneler Derneği Başkanı olarak 40 sene görev yaptı. Ayrıca ilk sivil toplum örgütlerinin kurulmasının da öncüsü olmuştur. Evliyim. 1 kız çocuğum var. 40 sene Ankara’da yaşadım. Bankada Özel Kalem Müdürlüğü’nde bulundum. Başbakanlık Yüksek Denetlemede Özel Kalem Müdürlüğü yaptım. Biçki dikiş kurslarına gittim. Ardından moda evi açtım. 1990 yılında hocaların hocası Nevide Gökaydın’la resme başladım. 20 senedir resim yapıyorum. 5 kişisel sergi açtım. En son açtığım sergi ‘’Kadın ve Kitap.’’
-Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği (KASAİD) ile ilgili bilgi verir misiniz? Nedir derneğin kuruluş amacı?
Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra ulu önderimiz Atatürk, kadınımızı; gelecek kuşakları yetiştirecek en değerli varlık olarak ele almıştır. Kadınlarımızın sosyal yaşamda yer almalarına, özellikle de okuyup meslek sahibi olmalarına büyük önem vermiştir. Bu desteğin en çarpıcı örnekleri ilk savaş pilotumuz Sabiha Gökçen ve bilim kadınımız Prof. Dr. Afet İnan’dır. Cumhuriyetimizin çağdaş ve eğitimli kadınları sadece meslek başarılarıyla yetinmeyip, ayrıca gönüllülük ruhu içinde hemcinslerine sosyal hizmetleri sunmayı öngörmüşlerdi. Öncelikle de kadınlarımızın bilimsel çalışmalara olan ihtiyacını da esas alarak, kadının sosyal yaşamdaki gelişmeleri takip ederek topluma sunmayı düşünmüşlerdir. Bu amaçla 21 kurucu bilim kadını 1953 yılında derneğimizi kurmuşlardır. Kadınlarımızın kültürel ve geleneksel yapı içinde hangi sosyal zorluklarla karşılaştıkları irdelendiğinde, konuları ile ilgili yeterli araştırma ve incelemenin yapılmamış olması Prof. Dr. Afet İnan ve 20 bilim kadınını düşündürüyordu. Derneğin kuruluşu bu düşüncenin eseridir.
-Bildiğim kadarıyla KASAİD ‘in genel merkezi Ankara’da. Dernek kurulduğundan beri ilk şubeyi siz açtınız. Daha önce neden böyle bir girişim olmamış?
Derneğimiz kuruluşundan 2005 yılına kadar hiç şube açmamıştı. 2005 yılında Dernek Başkanı Canan Güllü’nün girişimi ile, benim başkanlığımda Antalya’da ilk ve tek şube açıldı. Daha önceden klasik dernek anlayışına dönüşmemesi için hiç şube açılmamış.
-Genel olarak çalışmalarınız nelerdir?
Çalışmalarımız; konserler, konferanslar, paneller, sergiler düzenlemek, üniversitede okuyan gençlerimize burs vermek, kültür gezileri yapmak ve toplumsal içerikli kitaplar yayınlamak olarak özetlenebilir.
-Derneğinizin Antalya şubesinde kaç üyeniz var?
38 üyemiz var.
-Türkiye’de kadının hayat şartlarını, toplumdaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kadının layık olduğu yere ulaştığını düşünmüyorum. Büyük şehirlerde durum daha farklı. Kadınlarımız meslek sahibi ve kendi haklarının bilincindeler. Diğer yerlerde de kadını bilinçlendirmek gerekiyor. Sahip oldukları haklar konusunda bilgilendirilmeliler.

-Türk aile yapısında kadının yerini nasıl görüyorsunuz? Nerde olması gerekir?
Çok eski tarihlere baktığımız zaman kadın hakanın yanında hatun olarak yer almıştır. Nazım Hikmet’in şiirindeki gibi ‘’…soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen …’’ kadın anlayışı kaldığına inanmıyorum. Kadınlarımızın değeri bilinmiyor. Aile yapısında da, toplum içerisinde de kadınlarımızın ne kadar önemli olduğunun bilincine varılmalı.
-Türkiye’nin bazı yerlerinde kız çocukları eğitim almaları gereken yaşta evlendiriliyor. Bu konuda eğitime destekle ilgili bir projeniz var mı?
Projemiz daha ziyade anneleri eğitmekle ilgili. Eğitilen anne Atatürkçü, bilinçli, laik bir Türk insanı yetiştirecektir. Bunun dışında okuyan gençlerimize de burs imkanı sağlıyoruz.
-Etrafınızda mutlaka yaşadığı bazı olaylardan şikayetçi olan kadınlar vardır. Daha çok ne tür şikayetler duyuyorsunuz?
Ekonomik zorluklar kadınların belini büküyor. Kadınlarımızın meslek sahibi olmaları gerekiyor. Ekonomik özgürlük bir kadın için önemli bir güçtür.
-Kadına yönelik şiddetin neden önüne geçilemiyor sizce? Sadece fiziksel şiddet değil psikolojik şiddete de maruz kalıyorlar.
Maalesef şiddet acı bir gerçektir. Doğuda ikinci üçüncü eşini alanlar var. Büyükşehirlerde evli olup başka bayanlarla birlikte olanlar var. Bu durumda aslında erkeğin şiddetinin dışında kadın kadına şiddet uyguluyor. Eğitimli ve ekonomik özgürlüğü olan kadın eşinden ayrılabiliyor. Ekonomik özgürlük kadının önünde büyük bir engel oluşturuyor. Bu nedenle meslek sahibi olmalılar. Fiziksel olarak uygulanan şiddette ise kadınlarımız gururlu olduklarından dolayı eşlerinden dayak yediklerinde bunu bir başkasına söyleyemiyorlar. Bunun acısını içlerinde yaşıyorlar. Sadece kadın değil erkekler de bu konuda eğitilmeli ve bilinçlendirilmeli.
-Türk Ceza Kanunu’na göre kadına yönelik şiddet veya tecavüz gibi suçlara verilen cezaları yeterli buluyor musunuz?
Cezaları yeterli bulmuyorum. Cezanın arttırılması durumunda bu tür olaylarda azalma gözlenebilir.
-Yeterli bulmadığınızla ve arttırılması gerektiğiyle ilgili herhangi bir talepte bulundunuz mu dernek olarak? Bununla ilgili bir çalışmanız oldu mu?
Sivil toplum örgütleri hükümetle vatandaş arasında köprüdür. Kadından Sorumlu Devlet Bakanı’na ulaştırılabilir bu sorun.
-Türkiye gündemini meşgul eden türban konusuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir? Özgürlük adı altında başka şeyler dayatılıyor olabilir mi?
20 sene önce bu konuyu Ankara’da ele almıştık. Demek ki başarılı olamamışız. Bu noktadan sonra türbanla mücadele etmeyi anlamsız buluyorum. Mümkün olduğunca kadınlarımızın kafalarının içini aydınlatmaya çalışmalıyız. |