Ebru AKELOĞLU
Öncelikle Demokrat Parti’den istifanızla başlamak istiyorum. Babanız Rahmetli İsmet Gökşen DP misyonu için son derece önemli bir isim. Sizi DP’den istifaya götüren süreci biraz anlatır mısınız?
DP tabanına saygım sonsuzdur. İzin verirseniz DP’den ayrılışımla ilgili konuşmamayı tercih ediyorum. Kimseyi incitmek, yaralamak istemem. Ama hemen belirteyim ki bu kararı çok uzun müddet düşünerek aldım. Kararımda Genel Başkanımız Prof Dr. Numan Kurtulmuş’un taşıdığı vasıflar ve siyaset üslubu son derece etkili olmuştur. Ben siyasi hayatım boyunca aldığım hiçbir karardan dolayı pişman olmadım. Pişman olacağım kararları almamaya dikkat ettim. Demokrat Parti’nin Büyük Kongresi de göstermiştir ki verdiğimiz karar doğrudur. DP misyonundan sapmış, çizgisi değişmiştir. Bana göre artık DP ve Kırat sadece tabelalarda kaldı. Oysa Has Parti Türkiye’nin geleceği için son derece önemli bir siyasal harekettir. Türkiye’nin sorunlarını çözecek nitelikli kadrolar burada toplanıyor. Benim için öncelik ülkemin geleceği. Göreceksiniz zaman beni bir kez daha haklı çıkartacaktır.
Rahmetli babanızın sağ kolu konumunda bulunan rahmetli Hüseyin Sapmaz’ın oğlu Onur Sapmaz da Has Parti’de sizinle birlikte siyaset yapıyor. Rahmetli Gökşen’in ekibi sizin arkanızda toplanacak diyebilir miyiz?
Hayır, bu çok iddialı bir yaklaşım olur. Sapmaz’ın bugün bizimle olması benim için son derece önemli. Geçmişte rahmetli babamla birlikte siyaset yapmış, ona yakın olmuş kimi isimler de bizimle birlikte. Ama bu eski ekibi toparladığımız anlamını taşımıyor. Buna ne gücümüz yeter ne de imkânımız var.
Sizin HAS Parti’ye geçişiniz kamuoyunda oldukça ses getirdi.
HAS Parti Muratpaşa İlçe Teşkilatı son derece iddialı. Teşkilatı oluştururken nelere dikkat ettiniz?
Her fırsatta söylüyoruz. Bizi sağcılık, solculuk, muhafazakârlık, liberallik bağlamıyor. Bizi ahlak bağlıyor, vicdan bağlıyor, bu medeniyetin değerleri bağlıyor. Hem de sımsıkı bağlıyor diye. Farklı siyasi geçmişlerden gelen kardeşlerimiz, partimizde ortak bir mefkûre, yeni bir siyaset anlayışı ve parti programı etrafında bir araya geldiler. Biz insanların hangi dine mensup olduklarıyla, hangi etnik kökenden geldikleriyle veya hangi mezhep ehli olduklarıyla ilgilenmiyoruz. Bizim için yegane kriter kişilerin Ehl-i Ahlak ve Ehl-i Vicdan olmasıdır. Biz sadece buna dikkat ettik, ediyoruz.

HAS Parti “Dinci” bir parti midir?
Maalesef Türkiye’de kavramlar birbirine karıştı. Dincilikle ne kastediliyor bilemiyorum. Ama Has Parti’yi bu medeniyetin tüm değerleri bağlar. Biz medeniyetimizin değerlerine yalnızca saygılı değiliz, aynı zamanda bu değerleri bizzat yaşayan bir siyasal hareketiz. İslamiyet medeniyetimizin en önemli değeridir. Nüfusumuzun büyük bir çoğunluğu da Müslüman’dır. Meseleye bu pencereden bakarsanız anlaşılması daha kolay olacaktır. İçimizde gayri Müslim, ateist veya seküler bir yaşamı tercih eden kardeşlerimiz de var. Ancak onlar da bizler de, hepimiz en azından kültürel manada İslamiyet’in değerlerini yaşıyoruz. Zira bu değerler medeniyetimizin ortak değerleridir.
Neo-Osmanlı fikrine nasıl bakıyorsunuz?
Tıpkı sağcılık, solculuk, muhafazakârlık ve liberallik gibi, Neo-Osmanlı fikri de batının dayattığı bir yaklaşımdan başka bir şey değildir. Asla Neo-Osmanlıcı değiliz. Biz bölgesinde güçlü ve etkili bir Türkiye Cumhuriyeti’ni savunuyoruz.
Atatürkçü müsünüz?
Gazi Paşa, ülkemizin kurucusu, İstiklal Harbi’nin de Başkumandanıdır. Atatürk’e ve Cumhuriyet’in temel ilkelerine herkes saygı göstermelidir. Kendi adıma şunu ifade edebilirim ki kesinlikle Atatürkçüyüm ve Cumhuriyetin temel ilkelerine sonuna kadar da bağlıyım. Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkmak benim bir vatandaş olarak görevimdir. Ancak siyasi partilerin tıpkı dinimiz gibi, Atatürk’ü de suiistimal etmelerini doğru bulmuyorum. Atatürk’ün adı asla siyasetin malzemesi yapılamaz, yapılmamalıdır.
Size göre Türkiye “Muhafazakârlaşıyor” mu?
Yalnızca Türkiye’de değil, dünyada inançlara bir yöneliş söz konusu. Ama bu sorudan kastınız “İslamiyet’in Siyasallaşması” ise bunun olduğunu zannetmiyorum. Türkiye asla İran olmaz, olamaz. Türkiye’nin yapısı buna uygun değil. Bu endişeler kesinlikle yersiz.
Hükümetin İçki Yasağını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle Başbakanın “aksırana, tıksırana kadar içiyorlar” sözünü çirkin bulduğumu ifade etmek isterim. Başbakan da olsa içki içen bir vatandaşımızı bu şekilde tanımlamak hiç kimsenin haddine değildir. İsteyen içer, isteyen içmez. Buna kimsenin karışmaya hakkı yok. Ancak özellikle gençlerimizi içki ve sigara gibi zararlı alışkanlıklardan korumaya yönelik atılacak her adımı biz de destekleriz, desteklemeliyiz. Muhalefetin meseleye din penceresinden bakmasını da anlamakta güçlük çekiyorum. Şahsi fikrim odur ki içki ve sigaranın yaygınlaşmasına engel olmak için alınabilecek tüm tedbirler alınmalı, özellikle gençlerimizi içki ve sigaradan uzak tutmak için hep beraber çalışmalıyız. Hedefimiz sağlıklı nesiller yetiştirmek olmalıdır.
Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Maneviyatçıyız, bu dünyanın bir de öte tarafı olduğunu biliyoruz. Demokratız, başka inançlara saygılıyız. Yerliyiz, ama dünyayı da biliyoruz ve dünyaya açığız. Anti-Emperyalistiz. Adalet, Özgürlük ve refahtan yanayız. Herkesin eşit şartlara sahip olduğu, hakça paylaşımın esas alındığı bir Türkiye için çalışıyoruz.
Halkın Sesi Partisi kamuoyunda Saadet Partisi’nin devamı olarak görülüyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Genel Başkanımızın ve parti yöneticilerimizin bir kısmının SP’den gelmesi bu tür kanaatlerin oluşmasına neden olmuş olabilir. Ancak bu gerçeği yansıtmıyor. Teşkilatlarımızda tüm siyasal hareketlerden arkadaşlarımız var. Has Parti halkın sesidir. Dolayısı ile halkın bir yansımasıdır.
Türkiye’nin en önemli sorunu size göre nedir?
Şüphesiz ekonomik sorunlar Türkiye’nin en önemli meselesidir. Genel Başkanımız Prof Dr Numan Kurtulmuş, ekonomi konusunda Türkiye’nin en önemli akademisyenlerinden birisidir. HAS Parti ekonomik sorunların çözümü konusunda son derece iddialı bir siyasi harekettir. Güçlü devlet olmanın yolu, güçlü bir ekonomiden geçer. AKP hükümetinin Türkiye’ye verdiği en büyük zarar ekonomik alanda oldu. Uydurma rakamlarla başarılıymış gibi görünen ama gerçekte ülkeyi batağa götüren bir ekonomik programla yönetiliyoruz. Bunun en somut göstergesi işsizliktir. Üretim neredeyse yok noktasına geldi. Üretim olmayınca istihdam da olamıyor maalesef. Bu da birbiri ardına eklenen işsizler ordusunu büyütüyor. Devletin resmi rakamlarına göre 12 milyon yoksulumuz var. IMF politikalarıyla hareket ettiğimiz sürece bu bataktan kurtulmamız asla mümkün olamayacak. Milli sermayeyi güçlendirmek, tüketim toplumu olmaktan kurtularak, üretim toplumu haline gelmek mecburiyetindeyiz. Türkiye ancak bu şekilde kalkınabilir.
Kürt Sorununa nasıl bakıyorsunuz? Açılımı destekliyor musunuz?
Hangi açılımı? Ortada açılım falan yok maalesef. Aslında başlangıçta niyet umut vericiydi. Ama hükümet süreci öyle başarısız götürdü ki Habur finali açılım meselesinin sonu oldu. Toplum daha da çok gerildi. Bir taraftan AKP diğer taraftan BDP süreçten oy devşirme peşindeler. Meselenin çözümünden ziyade nasıl üç beş oy fazla alırız hesabı yapıyorlar. AKP ve BDP’nin bu meselede samimi olduklarını zannetmiyorum. Diğer muhalefet partileri ise bırakın sürece bir katkı koymayı adeta görmezden geliyorlar. Halkın Sesi Partisi meseleye kardeşlik noktasından bakıyor. Genel Başkanımızın “Anadil, ana sütü kadar helaldir” sözü çok önemlidir. Halkımız bin yıldır bu coğrafyada kardeşçe yaşıyor. Bizler Alparslan’ın, Selahattin Eyyübi’nin torunlarıyız. Aynı kültürün, aynı dinin, aynı medeniyetin evlatlarıyız. Bizi bölmelerine, parçalamalarına, birbirimizle kavga ettirmelerine müsaade etmemeliyiz. Herkes anadilini konuşmakta ve öğrenmekte hür olmalıdır. Kürtçenin okullarda seçmeli ders olarak verilmesinde de bir sakınca görmüyoruz. Devletin resmi dili elbette Türkçedir. Ancak Kürtçenin konuşulması, öğrenilmesi ve yaşatılmasının ne gibi bir sakıncası var? Bu meseleleri çözmek zor değil. Yeter ki muktedir, kararlı ve istekli bir iktidar olsun.
Önümüzdeki Genel Seçimlerde HAS Parti’yi nerede görüyorsunuz? Size göre baraj sorununuz var mı?
Bugün hangi partinin ilçe başkanına sorarsanız sorun size baraj sorunlarının olmadığını söyleyecektir. Bu siyasetin gereği belki, bilemiyorum. Ama ben gerçekleri söylemeyi tercih ediyorum. Bana göre Halkın Sesi Partisi bu seçimlerde barajı aşacak ve mecliste güçlü bir şekilde temsil edilecek. Bir sonra ki genel seçimlerde de tek başımıza iktidar olacağımızdan zerre kadar şüphem yok.
Peki, siyasette şahsi hedefiniz nedir?
Elbette, ülkemizin geleceğine dair söz söylemek. Halk kendi iktidarını inşa etmelidir. Ben de bu halkın içinden birisiyim. Dolayısı ile ülkemin geleceğine dair sözümü söyleyebilmek istiyorum. Artık paradan para kazanan üçbeş elitin, egemen güçlerin bize biçtiği rolleri oynamak istemiyoruz. Allahtan başkasına kul olmak, birilerinin emir eri olmak da istemiyoruz. Kimseye boyun eğmeyeceğim, kulluk etmeyeceğim gibi, ilkelerimden de asla ödün vermem. Ben öğrenciliğimden bu yana savunduğum değerleri HAS Parti’de bulduğum için bugün buradayım. HAS Partili olmaktan da gurur duyuyorum. Halkın Sesi Partisi çizgisini muhafaza ettiği sürece partimde milletim için canla başla çalışacağıma inancım ve namusum üzerine söz veriyorum! |