Eğribel’den Esen Rüzgâr Gibi: Namık Baltaoğlu
Bazı insanlar vardır, varlığı bir haber gibidir. Öyle sıradan bir satır değil, manşet olacak kadar güçlü, vicdana dokunan kadar sahici, tarihe not düşecek kadar inatçı… Namık Baltaoğlu, işte tam da o insanlar kuşağından biri.
Gazeteci mi dersin, eylemci mi, hayvansever mi… Yok, öyle tek bir kelime yetmez onu anlatmaya. O, kalemle direnenlerden. Herkesin sustuğu yerde “dur hele!” diyenlerden.
Yıllar yılı Giresun’un taşını toprağını haberle yoğurdu. Yerel gazete köşelerinden televizyon stüdyolarına kadar nerede emek gerekse orada oldu. Ama hiçbir zaman sadece haber yazmadı. Vicdanı yazdı. Cesareti yazdı. Bazen de unutulmuşlukları…
Düşün ki bir gün sahipsiz bir eşek buluyor. Sırtında kimsesizlik, gözünde anlam arayan bakışlar… Namık abi hemen belediyeye teslim ediyor hayvanı. Belediye ne mi yapıyor? “Bize göre değil” deyip eşeği çayıra salıveriyor. Yani kaderine terk ediyor. Ama o çayıra bırakılan eşek sanıyorlar ki unutulacak.
İşte orada devreye giriyor Baltaoğlu. Sessiz kalmıyor, tek başına ses veriyor. Haber yapıyor, eylem yapıyor, uğraşıyor… Ta ki o eşek yeniden bulunup belediyenin barınağına alınana kadar. Hani herkesin “bir hayvan işte” deyip geçtiği yerde, Namık abi, bir can gören tek adam oluyor.
Sansüre mi uğradı basın? Yine yalnız başına dimdik bir adam beliriyor Atatürk Meydanı’nda Namık Baltaoğlu. Kimsenin cesaret edemediği bir dönemde, elinde döviz, ağzında siyah bant, yüreğinde hakikatle gazetecilik onurunu savunuyor. Bir kişiyle bile olsa eylem olur mu? Olur. Namık abi varsa olur.
Bir de şu meşhur “Eğribel’den esen rüzgâr” meselesi var ya… Hani kimine dağ serinliği olur, kimine yüzüne tokat gibi çarpar. İşte Namık Baltaoğlu öyle bir rüzgar. Usul usul esmez, savurur. Ezber bozar. Sıradanı kabullenmez. Kalemini hiç eğmedi, fikrini hiç gizlemedi.
Bilgisayara, telefona geç alıştı belki ama sosyal medyada öyle bir yazıyor ki, şehir onun yazdıklarıyla gündeme geliyor. Genç gazeteciler hala onun hızına yetişemiyor. Onlar yeni düzenin diline alışmaya çalışırken, o hala eski kaleminden damlayan kelimelerle gerçeği ortaya koyuyor.
Yaş aldı, ama geri durmadı. Emeklilik demedi. Çünkü onun için gazetecilik bir meslek değil, bir yaşama biçimi. Hala gönüllü muhabirlik yapıyor, hala “haber olsun diye değil, hak yerini bulsun diye” yazıyor.
Ve biz hala ondan öğreniyoruz.
(Ahmet Bilge-14.07.2025)
